
İLERİ'DEN
Uzun süredir devam eden çalışmaların ardından Ulusal Parti 20 Mart 2010 tarihinde kuruldu. Ulusal Parti’nin Kurucu Genel Başkanı başyazarımız Gökçe Fırat Çulhaoğlu oldu. Genel Yayın Yönetmenimiz İnan Kahramanoğlu ise Ulusal Parti’de Genel Saymanlık görevini üstlendi.
Pek çok yazarımız da Parti yönetiminde yer aldı. Prof. Dr. Türkkaya Ataöv ve Prof. Dr. Emin Sami Arısoy Genel Başkan Yardımcısı, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy İdeolojik Büro Sorumlusu, Hüseyin Adıgüzel Türk Dünyası Bürosu Sorumlusu, Serap Yeşiltuna Genel Sekreter Yardımcısı, Kaya Ataberk ise Başkanlık Kurulu Üyesi oldu...
GÖKÇE FIRAT Ulusal Parti Gerçek Atatürkçü Partidir
I- Ulusal Parti, Gerçek Atatürkçü Partidir
II- Yoksulların Partisi Olacağız
III- “Türk-Kürt Kardeşliği” Palavrasına İnanmıyorum
IV- Amerikasına da Avrupasına da Rusyasına da Karşıyız
V- Ekonomide Mucize Reçetemiz Atatürk Devletçiliği
GÖKÇE FIRAT Partiler ve Liderler Değil
Düzen Değişmeli!
Partileri değiştirirsiniz, liderleri değiştirirsiniz, sizi sömürecek
insanları değiştirirsiniz, bu ülkeyi daha fazla aldatacak insanları
değiştirirsiniz, ama hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. Amerika’sı orada durur, Avrupa’sı orada durur, sizi sömüren para babaları,
uluslararası sermaye orada durur, siz de yerinizden olan bitenleri
izlersiniz. O halde biraz cesur olalım ve sorunun temeline inelim. Sorunun temeli emperyalizmdir. Ulusal Parti iktidara geldiğinde AKP’yi değil, ABD’yi iktidarından indirecektir. Ulusal Parti iktidara
geldiği zaman AB’yi iktidardan indirecek.
ALİ ÖZSOY CHP Atatürk'ün Partisi mi?
90’lı yıllarda Türk Ordusu’nun ABD’ye mesafeli davranışı, bugün için de önemli dersler taşıyor. O dönem ABD’ye rest çekmek
Türkiye’ye hiçbir şey kaybettirmemişti. Aksine, PKK terörü bitme noktasına getirilmiş, Türkiye Şeriatçı bir iktidardan kurtarılmıştı. Peki Özkök’ten sonra başlayan ABD’yle uzlaşma ve ABD’ye
teslimiyet döneminin sonucu ne oldu? PKK güçlendi, Şeriat iktidara geldi ve iktidarını perçinledi, Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti fiilen
kuruldu ve ABD bir daha çıkmayacak bir şekilde Kuzey Irak’a
yerleşirken Türk Ordusu o bölgeden tamamen çekildi. ABD’yle dostluk ne kazandırdı bize? Hiçbir şey! Ne kaybettirdi? Çok şey!
Öyleyse...Biraz cesaret...
ÖZGÜR ERDEM Ulusal Parti:
Türk’ün Sesi - Türk’ün Partisi
Bugün Türkiye’de en büyük solculuk Türk’ün sesini kısmak
isteyenlere direnmektir. Ulusal Parti, Türk’ün partisi olduğunun
bilincinde, Türk’ün sesini kısmak isteyen emperyalizme ve
kapitalizme karşı mücadelenin başında yer alacaktır.
Bugüne kadar Türkiye’de herkes konuştu, bir tek Türkler sustu.
Ulusal Parti’yle birlikte konuşma sırası Türk’e de gelecek...
İNAN KAHRAMANOĞLU Ulusal Parti Zorunluluğu
Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt bölücülüğü konusunda, bırakın sözde ulusalcı partileri, Atatürk çözümünü savunan, “tek dil, tek bayrak, tek millet” diyebilen tek bir siyasi parti var mıdır? Bu soruların hepsinin tek bir cevabı vardır: Hayır! Neden ille de Ulusal Parti’ye ihtiyaç olduğunun cevabı da böylece ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de AB ve ABD emperyalizmine, gericiliğe, Kürt
bölücülüğüne ve Batının iktisadi sömürüsüne karşı çıkacak bir
partiye ihtiyaç vardır. Bu parti Ulusal Parti’dir.
KAYA ATABERK
1923’ten 2023’e
Atatürk’ün Programı Hâlâ Güncel
Ulusal Parti iktidara geldiğinde uygulanacak program hazır. Geçmişin değil geleceğin ideolojisini rehber edindik, geleceğin programını uygulayacağız.Türkiye 2023 yılına geldiği zaman emperyalizmi kovmuş, gericiliği ve bölücülüğü ezmiş, Türk sosyalizmini hayata geçirmiş bir ülke olacak. Halkın yoksulluktan kurtulduğu,
maddi-manevi her çeşit sömürünün bittiği bir ülke…
SERAP YEŞİLTUNA
Ulusal Parti’nin
Kürt Sorununa Bakışı Aşırı mı?
Türk milleti, Atatürk’ün uygulamalarının en doğrusu olduğunu biliyor ve bu uygulamaları yeniden hayata geçirecek, cesur bir önderlik arıyor. Unutmayalım, Türkler yumuşadıkça PKK sertleşiyor. Türkler sustukça PKK’nın sesi daha çok çıkıyor, Türkler acıdıkça, PKK daha da acımasızlaşıyor, Türkler affettikçe PKK daha da çok öldürüyor. O nedenle, şehitlerimize gerçekten sahip çıkalım ve başlarını ezelim!
ÖZGÜR BİLLUR Ulusal Parti Başarabilir mi?
Medyanın Ulusal Parti ve Gökçe Fırat’a karşı uyguladığı
ambargonun altında büyük bir korku vardır. Onlar bilmektedirler ki, Ulusal Parti’nin politikaları halkla buluştuğu anda büyük bir güce dönüşecek ve Amerikancıların oyunları bozulacaktır. Medyayı
elinde tutan maaşlı işbirlikçiler TÜRKSOLU’nu karalamak için haber yaptıklarında, halkın onların yönlenmesini dikkate
almadığını gördüler. Bu yüzden karalamak için bile olsa Ulusal
Parti’yi haber yapmıyorlar, Gökçe Fırat’tan bahsetmiyorlar.
PROF. DR. EMİN SAMİ ARISOY
Ulusal Parti:
Kemalist Devrim’in Ayak Sesleri
Ulusal Parti, “Mustafa Kemal gibi düşünen, Mustafa Kemal gibi
olmaya, yapmaya, davranmaya çalışan, Mustafa Kemal gibi duran” Türklerin partisi olmak üzere kuruldu… Ulusal Parti Kemalist
Devrim’in ayak sesleridir, devrimin partisi olacak ve onu mutlaka
tamamlayacaktır… Ulusal Parti, gerçek Atatürkçülerin, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene…” diyebilenlerin, “Türkiye Türklerindir…”
gerçeğini benimseyenlerin ve Büyük Türk Ulusu’nun partisi
olacaktır… Ulusal Parti, Mustafa Kemal Paşa’nın, askerinin,
milletinin, bayrağının partisi olacaktır…
Prof. Dr. TÜRKKAYA ATAÖV Ulusal Parti’yi Anlatmak Zor Değil
Bir yakınımın çalışma yerinde eski CHP’nin Adana’dan birkaç
dönem milletvekili, gördüğümde 91 yaşında ve ceketinin üstünde Atatürk rozetli bir bey tanıdım. Bana şu anısını aktardı: Atatürk’ün Adana’ya bir gelişinde, yetenekli bir genç olarak onu
Cumhurbaşkanına tanıştırmışlar. Tüm olasılıkları dikkate alan ve gerçekçiliği üstün yeteneklerinden biri olduğu bilinen Atatürk,
gencin söylediklerini dinledikten sonra, çevresindekilere demiş ki: “İleride bir gün CHP’yi kapatırlarsa, bu çocuk yeniden kurar!”
Günümüzde Atatürk’e yaraşan partiyi birtakım gençler Ulusal Parti
adıyla kurdular...
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY 68’in Devamı Ulusal Parti’dir
Ulusal Parti’nin en inatçı olacağı, en değişmez olacağı nokta
Atatürkçülükte ısrar etmektir. Atatürkçülükte ısrar etmek demek
toplumsal kökümüzün devrimci işleyişine sahip çıkmaktır. Şu
bilince varmak demektir: Türkiye’de yapılan bilimsel ve diyalektik analiz göstermektedir ki Türk toplumunun ve Osmanlı
coğrafyasındaki diğer toplumların emperyalizme karşı yapacağı
devrimci atılım Kemalizmdir. Atatürkçülüktür.
HÜSEYİN ADIGÜZEL Ulusal Parti ve Türk Dünyası
Bütün bu işler, zaman içerisinde geliştirilecek ve bir hedefe
yöneltilecektir. Bu hedef “Dünya Türklerinin Birliği”dir. Siyasi olarak bu hedefi önüne koyan tek parti Ulusal Parti’dir. Çünkü, Ulusal Parti Türklerin, kendini Türk hissedenlerin partisidir. Amacımız, Dünya Türkleri ile bir birlik oluşturarak emperyalizm ile sonuna kadar mücadele etmektir. Hiç kimsenin ne toprağında ne zenginliklerinde ne de bağımsızlıklarında gözümüz vardır. Saldırgan emperyalizmi dünya üzerinden silmek görevimizdir. Bu görevi yerine getirmek
için mücadelemizi, her koşulda ve her zeminde sürdüreceğiz..

İLERİ'DEN
12 Mart ve 12 Eylül’de iki faşist darbe yaşamış bir ülkeyiz. Bu iki darbede de faşizm solun üzerine “balyoz” gibi indi. Öyleyse ortaya çıkan bu darbe planlarını sevinerek mi karşılayacağız?
Türkiye’de artık darbeler dönemi bitiyor mu?
Siyaset sivilleşiyor mu?
Elinizdeki sayı, işte bu soruları yanıtlıyor. Daha doğrusu, soruları doğru düzgün soruyoruz.
GÖKÇE FIRAT Türk Ordusu'nun İntiharı
AKP’nin iktidara geldiği dönemde Türk Ordusu’na karşı topyekün bir saldırı başlamıştır ve Türk Ordusu kendi yurdunda düşman
ordusu muamelesine tabi tutulmaktadır. Ordu düşmanları açısıdan söylenecek şeyler herkes tarafından söylenmektedir ama asıl
önemli olan Ordu’nun tavrıdır. Büyük bir psikolojik savaşla karşı karşıya olduğunu her fırsatta ifade eden Ordu’nun komuta
kademesi mevcut stratejisi ile bu saldırılara direnebilir mi? Yoksa
aslında sadece saldırıya uğrayan değil de intihar eden bir ordu ile mi karşı karşıyayız... Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un yaptığı iki konuşma Türk Ordusu’nun içine düştüğü yanlış anlayışın en açık
göstergesidir.
ALİ ÖZSOY Türk Ordusu'nda NATO'culuk Çıkmazı
Atatürk hayatı boyunca “bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir” düsturunu ilke edindi. Osmanlı ordusunda Alman egemenliğine hep isyan etti. 1918 hezimetinin yabancı
egemenliğinden kaynaklandığını biliyordu. Alman komutasına
girmenin getireceği felaketi önceden öngörmüştü. Ordu ulusun
kaderi demekti. Bu kaderi yabancı komutanların emir veya
denetimlerine bırakmak asla kabul edilemezdi. Bu yüzden Atatürk’ün ordusu bütün Batıcı paktların dışında kaldı. Bağımsız ve güçlüydü. Sadece ulusa ve ulusun kaynaklarına dayanıyordu. Türk askeri artık iki tercih arasında kalmıştır. İkisi aynı anda asla olamaz. Türkiye’nin kurtuluşu veya mahvı da bu tercihten geçmektedir.
Ya Atatürkçüsün ya NATO’cu...
ÖZGÜR ERDEM Türk Ordusu'nda Amerikan Karşıtlığı
90’lı yıllarda Türk Ordusu’nun ABD’ye mesafeli davranışı, bugün için de önemli dersler taşıyor. O dönem ABD’ye rest çekmek
Türkiye’ye hiçbir şey kaybettirmemişti. Aksine, PKK terörü bitme noktasına getirilmiş, Türkiye Şeriatçı bir iktidardan kurtarılmıştı. Peki Özkök’ten sonra başlayan ABD’yle uzlaşma ve ABD’ye
teslimiyet döneminin sonucu ne oldu? PKK güçlendi, Şeriat iktidara geldi ve iktidarını perçinledi, Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti fiilen
kuruldu ve ABD bir daha çıkmayacak bir şekilde Kuzey Irak’a
yerleşirken Türk Ordusu o bölgeden tamamen çekildi. ABD’yle dostluk ne kazandırdı bize? Hiçbir şey! Ne kaybettirdi? Çok şey!
Öyleyse...Biraz cesaret...
|
KAYA ATABERK Darbe mi Demokrasi mi?
Sonuç olarak kendisini “darbe karşıtı” olarak tanımlayanların
bilinçli bir ihanet içinde oldukları ortadadır. ABD’nin bu haince asker düşmanlığını sonuna kadar kullanacağı da bellidir. Yazımızın başlığında sorduğumuz sorunun cevabı da aslında açıktır. “Darbe karşıtı” koalisyonun demokrasiyle hiçbir ilgisinin olmadığı kesindir. Tam tersine bunlar AKP faşizminin Türk Ordusu’nu ve muhalefeti ABD çıkarları için ezme planın paramiliter faşist birliklerinden, kara
gömleklilerden başka bir şey değillerdir.
İNAN KAHRAMANOĞLU
Şeriatçıların Ordu Düşmanlığının Tarihsel Kökleri
Şeriatçı hareket bugün eşiğine geldiği Şeriat rejiminin kurulmasında önündeki tek engel olarak gördüğü Ordu’yu yok etmek için var
gücüyle saldırırken, özlediği düzenin ancak Ordu’ya yönelik bu
tasfiye operasyonunun başarıya ulaşmasıyla mümkün olduğunun da farkında. Türkiye’de laik rejimin teminatı olarak görüleni Ordu’yu tasfiye etmeden bir Şeriat devleti kurmanın imkânsızlığını, tarihsel olarak 31 Mart vakasından 28 Şubat müdahalesine kadar yaşayarak
gören Şeriatçı hareket görülüyor ki bu kez dersine iyi çalışmış.
ÖZGÜR BİLLUR AKP Yargıya Neden Düşman?
Tayyip rejiminin yargı içinde örgütlenmesinin de tek başına bir
anlamı kalmamıştır. Çünkü hukuk varsa, hukukçunun ona uygun davranması bir zorunluluk halini alır. O yüzden Tayyip’in kafasında da tıpkı Hitler’in yaptığı gibi hukuk düzenini kaldırmak vardır. Bunu başarmak için hedef tahtasında hep yargı mensupları vardır.
Kendisinden olmayan yargıç ve savcılar, kendisine bağlı olanlar
tarafından sorgulatılır, hatta tutuklatılır. Ama faşizm kurmak için bu yöntem yeterli değildir. Hukuk sisteminin toptan kaldırılması
gerekir. Tayyip adım adım o gün için hazırlanmaktadır.
SERAP YEŞİLTUNA Türk Ordusu'nda Devrimci Hareket: Talat Aydemir ve Fethi Gürcan
Devrimcilik yalnızca askere bırakılacak bir şey midir, elbette hayır. Nasıl ki öğrencinin devrimcisi, işçinin devrimcisi, sanatçının
devrimcisi olursa askerin de devrimcisi olacaktır. Günü geldiğinde görevini yapabilmek için... Her şeyi askere bırakmak nasıl ki
idare-i maslahatçı bir tutumsa, halkın kaynadığı bir dönemde susan asker de idare-i maslahatçıdır. 22 Şubat ve 21 Mayıs hareketleri bize
susmayan onurlu subayların olabileceğini gösteriyor.
HÜSEYİN ADIGÜZEL AKP ve Türk Ordusu
AKP iktidara geldiği ilk günden itibaren, en büyük endişeyi ve
dolayısıyla korkuyu TSK’nın varlığından duymuştur. Türk hükümeti ile Türk Ordusu’nu karşı karşıyaymış gibi gösteren bu durum; ilk
bakışta, çelişkili gibi görünmektedir. AKP’nin niçin kurulduğunu ve nereden gelip nereye gittiğini gözlemleyenler ve düşünenler için bu durum hiç de çelişki göstermez. Çünkü; AKP ve onu kuranların
zihniyeti, ilk eğitimlerini aldıkları günden başlayarak Atatürk ve
onun ordusunun düşmanlığı üzerine bina edilmiştir.
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Yargıya Saldırı
“Yargıya darbe” nitelemelerinin yanlış olmadığı açıklık
kazanmaktadır. Hukuk devletinin yönetimi yargı ve ordu
karşıtlığıyla eleştirilmektedir. Anayasa Mahkemesi devlet
karşıtlığıyla cezalandırmıştır. Bunlar küçümsenip geçiştirilecek
durumlar değildir. İktidarın yargıyı güçlendirmek, bağımsızlığını sağlamak yerine yok etmek biçimindeki tutumu bugüne değin
görülmemiş biçimde bir ölçüsüzlükle sürmektedir. Yargıya saygısı olmayan, güveni sarsan iktidarlar kimseden saygı görmez ve böyle
iktidarlara kimse güvenmez.
Prof. Dr. TÜRKKAYA ATAÖV Ermeni Soykırımı Yalanı ve Gerçekler
Batılı yazarlar genellikle Ermenilerin sessiz, barışçı, silâhsız, inançlı Hıristiyan, içten ve dıştan korumasız, boynu bükük, ama bu
özelliklerine karşın güçlü Osmanlı ordusunun birden saldırısına
uğradıkları görüşünü yayarlar. Bu yoruma göre, 1915’deki Ermeni ayaklanması Osmanlı güvenliği için gerçek bir tehlike
oluşturmamıştır, Ermenilerin içinde bir olasılıkla silâha elini
değdirmiş olan varsa bunlar ancak bir avuç insanın ufak tefek
olaylarıyla sınırlı kalmıştır.Oysa, Ermeni silâhlı tehdidi askerî
güvenlik açısından gerçekti ve ona tepki olarak doğan yer
değiştirme olayı güvenlik arayışı içinde bir zorunluluktu, yalnız
böyle bir güvence kararını yansıtıyordu.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Çarpıtılmış Kürt Tarih Tezi
Kürt tarihçilerinin Kürt kimliği için ileri sürdükleri ana belge olan Şerefname, aslında Türk tarihinin ana verilerinden birini
oluşturmaktadır. Bizim bu tarih anlayışındaki kavramlarımız,
özellikle karşıt görüşlü tarihçilerin verilerinden kaynaklanmaktadır. Yani Ermeni tezlerine Ermeni kaynaklarını esas alarak cevap verme durumunda Alban tarihini, daha sonra Tatarlar ve Ermenilerin
birlikteki tarihini yine Ermeni katalikoslarından Kiliyako’nun
tarihinden almaktayız. Keza Anadolu’daki Ebu Farak veya Urfalı Mateo gibi tarihçilerin kaynaklarını ele aldığımız zaman ilginç bir Türk tarihi ortaya çıkmaktadır. Keza İbn-i Esir gibi Arap
tarihçilerinin de kaynakları Türkleşme tarihinin kayıtlarını tutmuş
olmalarıdır.
ESER ÖZALTINDERE TSK'da Amerikancı Yapılanma
Türkiye bir yol ayrımındadır. Bir ok, sömürgecilerin köleliği yönünü gösterirken, diğer bir ok, ulusal çıkarların ve Cumhuriyet’in
Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda ne pahasına olursa olsun
korunması yönünü işaret etmektedir. Bu yönler çerçevesinde, saflar da ayrışmıştır. İşte bu yol ayrımında ve saf tutuşta bana göre İlker Başbuğ yanlış yöne meyillenmiş ve TSK içerisinde oluşmaya
başlayan gerçek Atatürkçü ve anti-emperyalist bir nüvenin serpilip gelişmesi konusunda dik duruşuyla ve tavrıyla bir kalkan işlevi
görerek yeni bir döneme imza atabilecekken, çok fazla edilgen
kalmayı tercih etmiştir. Onun bu silik ve yandaş tavrı yüzünden,
aslına rücû etme yolunda önemli mesafeler kaydetmiş olan TSK’da
çok önemli bir fırsat kaçırılmıştır. .
PROF. DR. BAYRAM BAYRAKTAR Mustafa Kemal Atatürk: Batı ve BAtılıyı En Doğru Anlayan Adam
Mustafa Kemal Atatürk Atatürk ne Batıyı taklit, ne de Batının
safında ABD ve Avrupa’ya jandarmalık yaparak, ülkeyi kontrol
edilemez borçlar içine sürükleyerek kendi halkını iç ve dış
sömürüyle soyan, zaman içinde hemen hemen ülke çalışanlarının ezici bir çoğunluğunu asgari ücrete mahkum etmekte olan egemen zihniyete O’nun düşünce dünyasında yeri yoktur. Bu politikanın adı olsa olsa tek kelime ile soysuzluk olabilirdi. Kurduğu ekonomik
model ve ülkeyi yabancı ülkelere borçlandırmama yöntemi, yeni
Türkiye’nin özgün politikalarıydı..
İLERİ'DEN
TÜRKSOLU ve İleri olarak, yıllardır üzerinde durduğumuz bir gerçek var: AKP’nin kurmaya çalıştığı rejimin ismin “Kürt-İslam Faşizmi”dir. Bu terimi AKP iktidarının ilk günlerinden beri kullanıyoruz. Terim aslında Uğur Mumcu’ya ait. Mumcu, Şeyh Sait ayaklanmasını incelediği çalışmalarına “Kürt-İslam Ayaklanması” başlığını koymuştu. Kökleri Atatürk dönemindeki Kürt-İslamcı ayaklanmalara dayanan bu terimi tekrar gün ışığına çıkarmak ve AKP rejiminin analizinde değerlendirmek bize nasip oldu.
GÖKÇE FIRAT Seçim Sonucu:
Ulusal Sol’a Parti Lazım!
AKP karanlığı dağılır gibi olmuştur, ama alacakaranlık, gözleri daha da alıştırır ortama. Şimdi bu alacakaranlık oyununda gözlerimizi dört açmalıyız. Halkın umut olarak görmediği partilerle Türkiye bu karanlıktan çıkamaz. Türkiye devrimci gözleriyle bakan devrimci yüreklileri bir parti altında toplayacak ve bu alacakaranlık anlaşmasını bozacaktır. Türkiye Kürt-İslam karanlığına
sürüklenmekten, Kürt-İslam’a alışarak değil, Atatürk aydınlığına gözlerini açarak çıkacaktır. Gözleri gören, kulakları duyan,
yürekleri hisseden devrimciler kendi partileriyle gelecektir.
ALİ ÖZSOY Devrimci Seçim Stratejisi:
Venezüella Örneği
Chavez’in hızlı yükselişi onun siyasi erki gasp eden azınlığın
anti-tezi olarak ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır. Kimse ABD’ye karşı çıkamazken o ilk günden ABD karşıtıydı. Kimse
neo-liberalizme karşı çıkamazken, o halkçılığı ve devletçiliği
savundu. Siyasi elitler ülkenin sadece %10’unu temsil eden beyaz zengin azınlığı temsil ederken, o ülkenin yerli ve melez nüfusuna dayanan radikal bir milliyetçiliği savundu. Tüm bu devrimci
kutuplaşmada Bolivarcılık birleştirici güç oldu. TÜRKSOLU
seçeneği Venezüella’yı örnek alarak devrimci bir seçim stratejisi gerçekleştirebilir. İlk olarak Chavez gibi sistemin putlarına yani
Amerikancılığa ve piyasacılığa saldırmamız gerekiyor.
|
ÖZGÜR ERDEM Güney Afrika Modeli
1. PKK’ya af çıkarılacak ve PKK’lıların DTP çatısı altında siyaset yapmasının önü açılacak. 2. Terörle mücadele tamamen sona
erdirilecek. Bölücülüğün yasal mevzilerde dile getirilmesi
özendirilecek. PKK’nın böylece yasal zemine çekilmesiyle birlikte Kürtçülük propagandası güçlenerek devam edecek. 3. DTP’li ve PKK’lı liderler “Kürt milleti”nin liderleri olarak benimsenecek.
4. PKK affından Apo da yararlanacak. Ve Kürtlerin gerçek lideri olarak siyaset arenasına girecek. 5. Bundan sonra, Apo’yu yalnızca milletvekili olarak mı görürüz, koalisyon ortağı olup bakanlık mı yapar, yoksa en büyük partinin lideri olarak başbakanlığa mı oturur bilemiyoruz. Bunu Kürtleşme ve Kürtçüleşme sürecinin ne kadar
hızlı olduğu belirleyecek. Buyrun size Güney Afrika Modeli...
KAYA ATABERK AKP Faşizminden
“Normalleşme” Beklenebilir mi?
AKP Faşizminden tüm normalleşme beklentilerinin yanıltıcılığı
ortada. Artık beklemek teslim olmaktan başka bir şey ifade etmez. Çok uzun zamandır yapılmayan ve yapılmaması için çok çalışılan şeyin zamanı geldi. Bu en zor ve yavaş görünen ama aslında tek
gerçekçi çıkış olan yoldur: Devrimci mücadeleyi halkın içinde örgütlemek. Faşizm dünyanın hiçbir yerinde uzlaşarak
durdurulmadı ya da karşı darbeler düzenleyerek engellenemedi. Faşizmi durdurmak her zaman ve her yerde halkla birleşen, halkın içinde gizli bulunan mücadele potansiyelini açığa çıkararak
örgütlemeyi başaran devrimcilerin işi oldu.Türkiye koşullarında bu halk örgütlenmesi ancak Atatürkçü devrimci bir siyasal hareketin
örgütlenmesiyle olabilecektir.
İNAN KAHRAMANOĞLU Ekonomik Krizden
Toplumsal Bunalıma
Türkiye son on yılda IMF’nin ekonomik programı karşısında olduğu gibi ABD’nin BOP karşısında da hep aynı tavrı alan düzen partileri ile yol almıştır ve artık bu partilerin, aralarındaki sahte ayrımlar bir kenara bırakılırsa aslında aynı programı savundukları açıkça
görülmektedir. Demek ki ekonomideki kriz tablosu aynı zamanda bir siyasal krizin yansımasıdır. Amerikancı siyaset de tıpkı ekonomi
gibi krizdedir. İflas etmiştir.
ÖZGÜR BİLLUR CHP’nin Açılım Politikası
ve Laikliğe Veda
Merkez sağ, laiklikten verdiği ödünlerle kendi sonunu da
hazırlamıştır. Merkez sağın kucağında büyüyen Şeriatçılar artık kendi partileriyle siyaset yapmakta ve Türkiye’yi yönetmektedirler. Şimdi aynı ihanet politikasını CHP uygulamaktadır. CHP’nin girdiği bu gerici yoldan geri dönmesi mümkün değildir. Parti içinde bir Allah’ın kulu çıkıp da “Bu açılımlar laikliğe aykırıdır, yanlış
yapıyoruz” dememiştir. Önümüzdeki dönem CHP daha da
sağcılaşacak ve gericileşecektir. Ama buna rağmen Atatürkçülüğü kimseye bırakmayarak halkı kandırmaya devam edecektir. Artık akıllı ve vicdanlı tüm Atatürkçülerin kendine gelmesi lazımdır. Yıllarca en azından laikliği savunuyor, diye oy verilen CHP’nin artık
laik bir parti olmadığını görmek gerekir.
SERAP YEŞİLTUNA CHP’de
Kürtçü Darbe Hazırlığı
Atatürk’ün kemiklerini sızlatan çizgi... Ömrü Kürt isyanlarıyla mücadele etmekle geçmiş, laikliği kabul ettirebilmek için her türlü tehlikeyi göze almış, kadını esaretten kurtarmış Atatürk’ün kurmuş olduğu parti Kürtçülüğün ve çarşafın esareti altında. Doğan Medya’nın, Fethullahçıların “açılım! açılım! açılım!” çığlıkları
etrafında Kürtçüler tarafından kuşatılmış olarak!
HÜSEYİN ADIGÜZEL Yerel Seçimden Sonra
Neler Olur?
Görünen o ki, mevcut siyasi partilerle Kürt-İslam faşizmi engellenemeyecektir. Birbirinin kopyası bu partiler, cici
demokrasinin nimetlerinden faydalanarak Türkiye’yi her gün bağımsızlığından biraz daha uzaklaştırmakta, Türk milletini
ırkçıların insafına terk etmektedirler. Aranan parti nasıl bir partidir? Dincisi var, milliyetçisi var, liberali var, Kürtçüsü var, sosyal
demokratı var ama; vatandaşımız bunların arasından oy atacak bir parti bulamıyorsa, siyasi arenada bir boşluk var demektir. Bu boşluk
gerçek Atatürkçü tam bağımsızlıkçı bir siyasi partinin olmayışıdır.
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Yaşam Hem Derstir
Hem Dershane..
Ekonomik krizin, IMF ile ilişkilerin, zamların, ABD Başkanı’nın
gelişiyle birbirini izleyecek ödünlerin etkisi yaşanmadan geçen seçimin herkesi uyandırması gereken bir yanı, güneydoğudaki kenetlenme, bölgeciliği aşan, Kürtçülerin söylemleriyle amacı
belirgin ayrımcılık, dış destekli tehlikeli açılımlardır. Yabancılarla işbirlikçilerinin ortaklaşa yürüttüğü yozlaştırma, Atatürk’le Atatürkçülükle ulusun bağını koparmak, böylece her etkiye açık ve
elverişli toplum yapısında istediği sonucu almaktır.
Prof. Dr. TÜRKKAYA ATAÖV Obama:
Değişim Getirmeyecek Bir Yenilik
Öncelikle Obama’nın zaferi abartıldığı gibi değil. İkinci olarak, iç ve dış siyasette söz yerine eylem konusunda bir umut vermiyor. Sözverileri bir önceki Bush yönetiminin en serüvenci atılımlarından bir ölçüde geri çekileceği kanısını uyandırıyor, ama Obama’nın da kucakladığı yayılmacı siyasetinin içinde yeterince tehlikeler var. Öte yandan, atacağı adımlarda, Bush döneminden farklı olarak, yanına birkaç birlikteşinin desteğini almayı başarması emperyalist çizgiyi
geride bıraktığı anlamına gelmez.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Türkiye’de İktidar Bloğunda
Yol Ayrımı
Fakat oyunun % 40’ın altına düşmesi, bunun yerel seçimde olması ve iktidarda da AKP’nin bulunmasına rağmen, AKP’nin oy tabanının parçalandığını ve AKP’nin Tayyip Erdoğan çimentosunun etkisinin geçtiğini göstermektedir. AKP’nin dağılması sonrası yerine
devrimci-ulusalcı sosyalist bir yapının iktidara gelmesi Amerika’nın stratejilerini bozacak yegane alternatiftir. Bu üçüncü alternatif
Amerika’nın alternatifi olmayıp Türkiye halkının alternatifidir.
ESER ÖZALTINDERE Âri Irk Üstünlüğü Üzerine Kurulan Sömürgeci Tarih
Türk tarihi yeniden yazılmalıdır… Bu tarih, her türlü emperyalist Hint-Avrupa ve ‹slâmî etkiden uzak saf, bağımsız ve bilimsel
kriterlere bağlı çağdaş bir Türk tarihi olmalıdır. Böyle bir tarihin yaratılmasında yakın zamanda bağımsızlığına kavuşan akraba Türk halklarının tarihlerinden ve tarihçilerinden de yararlanılması şarttır. Derinlikli ve bütüncül Türk tarihine ulaşmak başka türlü mümkün değildir. Çağdaş Türk ulusalcılığı ve kimliği bu şekilde lâyık olduğu düzeye ulaşabilir.Türkiye Cumhuriyeti ulus devletinin temeli olan altı okun ulusalcılık ilkesi ancak böyle gerçekleştirilebilir.
Atatürk’ün hedeflediği ulusalcılık işte budur. .
İLERİ'DEN
TÜRKSOLU ve İleri olarak, yıllardır üzerinde durduğumuz bir gerçek var: AKP’nin kurmaya çalıştığı rejimin ismin “Kürt-İslam Faşizmi”dir. Bu terimi AKP iktidarının ilk günlerinden beri kullanıyoruz. Terim aslında Uğur Mumcu’ya ait. Mumcu, Şeyh Sait ayaklanmasını incelediği çalışmalarına “Kürt-İslam Ayaklanması” başlığını koymuştu. Kökleri Atatürk dönemindeki Kürt-İslamcı ayaklanmalara dayanan bu terimi tekrar gün ışığına çıkarmak ve AKP rejiminin analizinde değerlendirmek bize nasip oldu.
GÖKÇE FIRAT Liberalizm, Faşizm ve Sosyalizm
Atatürk’ün Altı Ok’unun günümüzün ve çağımızın en ideal demokratik formülü olduğu bir kez daha ispatlanmaktadır.
İktisatta devletçilik, toplumsal yaşamda milliyetçilik, düşünsel yaşamda laiklik, pratik yaşamda devrimcilikle Atatürk Cumhuriyeti en ileri ve en ilerici rejimi kurmuştur. Bu ilerici
rejimi yıkmak için liberallerin, etnik ırkçıların, dinci gericilerin, emperyalist güçlerin elele vermeleri ve 70 yıldır uğraşmaları boşuna değildir. Ama Atatürk her türlü gericilikten güçlü
çıkmıştır ve direnmektedir. Çünkü Atatürkçülük çağın
gerçeğidir.
GÖKÇE FIRAT Faşizmin “İnsan Kaynakları”
AKP hareketi Türkiye tarihinin gördüğü ilk faşist harekettir,
üstelik de bu faşizmi topluma benimsetecek güçlü araçlara
sahiptir. Şimdiye kadar aldığı başarılar “daha fazla ileri
gidemezler” diye algılanmamalıdır, tersine toplumu birdenbire tümden ele geçirme potansiyeline sahiptirler. Yaklaşık iki yıldır ısrarlı bir faşizm tehdidi vurgusu yapmamızın elbette nedeni vardı, bugüne kadar yaşanan faşist gelişme bunu haklı çıkardı. Ama çok daha tehlikelisi bu gelişmenin nihai bir faşist
diktatörlükle sonuçlanması hiç de ihtimal dışı değil.
|
ÖZGÜR ERDEM Kürt-İslam Faşizminin Temelleri
Türkiye’de faşizm, “Türkçü”lüğün değil, “Kürtçü”lüğün
körüklendiği bir ideolojidir. Ve bu Kürtçü faşizm AKP ile birlikte iktidara gelerek “Türk”lüğü tasfiye operasyonuna başlamıştır.
Tabii bir azınlık çoğunluğu tasfiye etmek isterse, bu ancak ve ancak faşist bir baskıcı iradeyle mümkündür. Bugünkü Kürt-
İslamcı iktidarın tasfiye etmek istedikleri aslında toplumda kök salmış çok güçlü ideolojilerdir. Tasfiye edilmek istenen ne kadar köklüyse, faşist irade de o kadar baskıcı olmalıdır. Türkiye’de de bu yaşanmaktadır. Nedir AKP’nin tasfiye etmek istedikleri?
- Türklük - Milliyetçilik - Atatürkçülük - Türkiye Cumhuriyeti
ALİ ÖZSOY Türkiye’de Faşizm
ve Kürt Irkçılığı
Türkiye’de yükselen faşist hareket Kürt ırkçısıdır. Kürt-İslam
faşizmi olarak nitelendirilmesi gereken Türkiye’deki faşist
hareket iki ana koldan örgütlenmektedir. Birinci kol AKP diğer kol ise PKK’dır. Her iki kol Kürt-İslamcı’dır. PKK ırkçı terörü, AKP ise iktidar erkini kullanmaktadır. İkisinin de stratejilerinde ortak nokta ABD ve AB müdahalesidir. İkisinin de hedefi yeni bir
Anayasa ve yeni bir devlettir.
KAYA ATABERK AKP Faşizminin
Toplumsal,
Ekonomik
ve Siyasal Koşulları
AKP faşizmi, Avrupa’daki seleflerinin, ezilen ülke gerçekliğinde ortaya çıkan bir sürümü oldu. Batı faşizmleri kendi ırklarını ve devletlerini yücelten bir anlayıştaydılar. Dışarıya karşı
gösterdikleri istila hareketi de bu faşist devlet aracılığıyla
gerçekleştirilecekti. AKP faşizmi ise kendi alternatif devlet
yapısını yaratarak gerçek devleti ortadan kaldırdı. Diğer taraftan da ırkçılık Türk düşmanı bir ırkçılık olarak kendini gösterdi. Bu bağlamda faşist yayılmacılık da AKP faşizminde dışa karşı değil
ülke içinde Türk’ün elindeki vatana karşı bir yayılmacılık oldu.
İNAN KAHRAMANOĞLU Faşizme Karşı Mücadele
ve
Küçük Burjuva İdeolojisi
Küçük burjuva örgütleri aslında faşist yapı için bulunmaz birer nimettir. Bu sivil örgütler toplumu radikal bir ulusal direniş
noktasından geri bıraktıkları ölçüde, faşist yapı, isteklerini gerçekleştirmek ve topluma kabul ettirmek için zaman kazanır. Faşist parti aygıtı, güçlenip devleti tümüyle kontrol altına aldığında ise bu tip sivil örgütleri dağıtmak ve işlemez hale getirmek işten bile değildir. Kaldı ki çoğu zaman faşist partinin bu örgütlerin kapısına kilit vurmasına bile gerek kalmaz, zira gidişatın farkına varan küçük burjuva sivil örgütleri halktan çok
önce mücadeleyi bırakıp kapılarına kendileri kilit vurmuş olurlar.
İSMAİL BOSTANCIOĞLU Üçüncü Dünyada Faşizm
Batıda sömürge kazandıran faşizm, Üçüncü Dünya ülkelerinde tam tersi sömürgeleştirme operasyonu olarak kendini göstermektedir. Bu ise doğrudan emperyalist bir kampa bağımlı bir şekilde olmaktadır. Ekonomi, siyaset ve devlet yönetimi içerisinde uydulaştırılmış güçler kullanılarak faşizm gerçekleştirilmektedir. Kurulan faşist yönetim ülkenin sömürgeleştirilmesini
kolaylaştırmaktadır. Zamanla ulusal direnişler ortaya çıktığında yine aynı yöntemler kullanılmaktadır. Toplum içerisinde
sömürgeciler gibi, işbirlikçi güçlerin de kökleri yoktur. Gelişen
muhalefeti bastırmanın tek yolu baskı rejimleri oluşturmaktır.
NUR ARSLAN Dünya Faşizme Nasıl Direndi?
Kapitalistler ve büyük toprak sahipleri işçi ve köylü
ayaklanmaları karşısında aciz kaldıkları anda faşistleri yanında bulmuş ve onları desteklemiştir. Faşizm ise tüm ipleri eline
alana kadar bu güçlerin yanında yer almış, gücünü yarattığı an hepsini tasfiye etmeye başlamıştır. Sol ve sosyalizm korkusu, faşizm ucubesini yaratmıştır. Kendi yarattıkları bu gücün gerçek gücünü gördüklerinde ise iş işten geçmiştir. Faşizme karşı tüm dünyada sosyalistler direnmiştir. Dünyanın her yerinde faşizme karşı halk savaşları örgütleyen onlardır. Ne liberaller faşizme karşı bir savaş örgütlemiş, ne toprak sahipleri, ne Kral, ne de
sosyal demokratlar.
HÜSEYİN ADIGÜZEL AKP’nin Sistematik Analizi
AKP iktidar olduğu ilk günden beri, toplumu korkutmak,
sindirmek ve yıldırmak için çok çeşitli yollar denemiş ve
denemeye devam etmektedir. Partinin ve yöneticilerinin
eleştiriye kesinlikle tahammülleri yoktur. Ama methedilmeye çok sıcaktırlar. Hele Başbakanın davranışları ve söylemleri küçük bir Afrika ülkesinin küçük diktatörünün bir kopyası gibidir. Bu
sağlıklı olmayan davranışlar açık olarak bir zihniyeti ifade eder. Bu zihniyet faşizmdir. Görünen o ki, AKP’nin Şeriatçı ve Kürtçü kimliğinin yanında bir de faşist kimliği vardır. O zaman AKP
kimliğini şöyle formüle edebiliriz: “Kürt - İslam Faşizmi”
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Nereye
Lâik cumhuriyet olmadan demokrasinin gerçek olmayacağı
bilinmelidir. 623 yıllık imparatorluktan sonra kısa sürede
gerçekleştirilen cumhuriyetin karşıkarşıya olduğu tehlikeler,
kalkışmalar, özellikle Kürtçü ve şeriatçı girişimler, dış destekli oyunlar bilinirken lâikliğe ve Atatürk ilkelerine karşı çıkışlar
herkesi uyarmalıdır. Cumhuriyetin kazanımlarını atarak, satarak savunulan kalkınma lâftan öteye geçemez. Bilim karşıtlığı,
eğtim-öğretimdeki gerilemeler, ümmetçi düzenlemeler,
anlatımlar, işlemler, kararlar dinsel düzen çabalarının
belirtileridir. Bunlar açıkça faşizm çağrılarıdır.
Prof. Dr. TÜRKKAYA ATAÖV Kemiksiz Dilin Düdüğü
Can Dündar’la takımının ve onların omuzlarındaki davulun
tokmağını artta durup vuranların “Mustafa” filmi, söyledikleri ve söylemedikleriyle, bu yazının başlığındaki “kemiksiz dilin
düdüğü” sözcükleriyle tanımlanabilir. Olur olmaz zamanlarda tozutmaktan başka işe yaramayan eski un çuvalına benzer bu çaba dünya tarihinin en özgün ve büyük devlet adamını
anlatanların görkemli kervanına topal eşekle karışma girişimidir
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY İmparatorluk:
Fiber Emperyalizm ve Faşizm
Askeri olarak çökertmeden veya savaşmadan önce ekonomik olarak çökertmek ve sonra da askeri olarak çökertmek ve
buralara küresel faşizmi sistem olarak getirmek. Bunu
gerçekleştirirken de fiber ağlar ile bilgi çağının olanaklarını kullanarak yeni bir faşizm oluşturmak. Bütün gerçek budur. Bu ne kadar yüzü demokratik görünse de küreselleşmiş bir dünya
yaratılıyor gibi görünse de arkasındaki stratejik çıplak
görüntüler bunlardır.
ERKAN KARAARSLAN Kemale Ermek:
Hayatımızı Devrime Adamak
“Kemale Ermek” Gökçe Fırat’ın son kitabı olarak İleri
Yayınları’ndan çıktı. Kitap, Gökçe Fırat’ın gazetede son bir yılda yazdığı teorik ve siyasi yazılardan oluşuyor. Bununla birlikte Türkiye’nin son bir yılında yapılan AKP karşıtı muhalefet
değerlendiriyor; bu muhalefetin eleştirisi yapılıyor. Bu
değerlendirme üzerinden de Atatürkçüler için bir yol haritası
ortaya konuluyor. .
İLERİ'DEN
TÜRKSOLU, 68’in ideolojik mirasına dayanan ve bu miras üzerinde bütün Üçüncü Dünya’daki devrimci hareketlere ışık tutacak bir ideolojik mücadele başlattı. Atatürkçülüğü, milliyetçiliği ve Sosyalizmi tekrar bir araya getiren Ulusal Sol İdeoloji inşa edilmeye başlandı.
Bu sayımızda, 68’i “Ulusal Sol İdeoloji” çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde inceliyoruz.
Kendi Kürtçülüklerini, AB’ciliklerini, dönekliklerini, Amerikancılıklarını, düzen solculuklarını aklamak için 68’i tahrif edenlere inat, gerçek 68’i ortaya koyuyoruz.
GÖKÇE FIRAT Atatürkçülük ve Sosyalizm
68 yılında sosyalistler hem laiklik hem de milliyetçilik
mücadelesinin içindeydi. Bu noktada onların Marksist-Leninistlikleri ile Atatürkçülükleri çatışmıyordu. Fakat henüz erken bir dönemdi. O dönemde milliyetçi bir sosyalist teoriye kapı açılsa ve Atatürkçülüğün aslında aranılan sosyalizmin bir adım gerisi değil ta kendisi olduğu anlaşılabilse Türkiye
40 yılını kaybetmezdi.
GÖKÇE FIRAT Atatürk, Deniz ve Biz...
6 Mayıs 72’den bugüne Deniz’lerin hikayesi hep dilden dile dolaştı, efsaneleşti, halk kahraman evlatlarını bağrına bastı.
Anaların rahmi hep yeni devrimci evlatlar getirdi dünyaya.
Tam 33 yıl sonra Devrimci Gençlik yeniden kalktı ayağa ve TÜRKSOLU’nu çıkartmaya başladı. Yeni Deniz’ler çıktı yola.
Gencecik delikanlılar, gençkızlar... Herbiri anasının kuzusu ama önce vatanının evladı gençler. Deniz’leri iyi anlayan, anladığını
hayata geçiren gençler.
ÖZGÜR ERDEM Deniz’lerin Mirasçısı Kim?
Mirasçılık siyasette akrabalık ilişkisine benzemez. Bir dönem Deniz’in mücadele arkadaşı olmak, Deniz’le beraber hapis
yatmış olmak, bugün de O’nun mirasçısı olunduğu anlamına gelmez. Deniz’in mirasçısı olmak için Deniz gibi düşünmek, Deniz gibi yapmak gerekir. Peki Deniz’in gerçek mirasçısı kim olabilir? Bu, Atatürkçülüğü tavizsiz bir şekilde savunmakla mümkündür. Atatürkçülüğü Deniz gibi Ulusal Kurtuluşçulukla birleştirmek ve devrimci Atatürkçülüğü savunmakla mümkündür. Atatürkçü
olmayan Deniz’in mirasçısı olamaz.
ALİ ÖZSOY Ulusal Kurtuluşçuluk,
Sosyalizm ve 68
Türk 68’i Batı Solunun değil Ulusal Kurtuluş geleneğinin ürünüdür. Bu yüzden Altıncı Filo askerleri denize dökülürken de, 15-16 Haziran’da Türk işçi sınıfı ayağa kalkerken de, elde Paris Komünü’nün kızıl bayrağı değil, ay yıldızlı al bayraklar vardır.
Bu yüzden Deniz’lerin ağzında enternasyonal marşı değil,
Türk Ordusunun kahramanlık marşlarının İkinci Kurtuluş Savaşı’na uyarlanmış versiyonları vardır. Eskişehir Marşı,
Dev-Genç Marşı olur. Kışlalarda bugün bile söylenen Gün Doğdu Marşı ise sözleri bile çok değişmeden doğrudan devrimci
gençliğin barikatlarında çınlar.
OKAN İŞBECER 68’e Kim, Neden Saldırıyor?
Aslında dönen tartışmaların biraz özüne inilirse, Deniz’leri linç etmeye çalışan güruhun ne yapmaya çalıştığı anlaşılabilir. Yüzeysel bakıldığında 40 yıl önceki bir hesabın görülmesi olarak algılanan şey aslında Deniz’lerin devamı olan TÜRKSOLU hareketinin boğulmaya çalışılmasıdır. Çünkü 68’den sonra ilk defa bir sol hareket kendini Atatürk’le,
milliyetçilikle ve sosyalizmle buluşturmuştur. Bunun teorisini inşa etmiştir ve bu teorik zemin üzerine hareketi kurarken aynı zamanda ülkemizdeki devrimci gelenekle de güçlü bir bağ
kurmuştur.
|
KAYA ATABERK
68’den Günümüze
Ordu-Millet İttifakı
Öncelikle tüm dürüst Türk devrimcilerinin saptadığı gibi Türk Ordusu bir halk ordusudur ve Türk Milleti de bir ordu-millettir. Ancak şu da bir gerçektir ki, toplumun diğer kesimlerinde sağ ve sol, ilericilik ve gericilik inisiyatif kazanma mücadelesi yaşıyorsa Ordu’da da bu durum geçerlidir. Aynı Türk Ordusu 27 Mayıs’ta da vardır, 12 Mart ve 12 Eylül’de de… Ancak çağlar boyunca akıp gelen tarihimize baktığımızda halk ordusu niteliğinin ağır bastığını ve Türk Ordusu’nun esas karakterinin ilerici olduğunu görürüz. Ordu-millet ittifakının anlamı da asker ve ya sivil her
Türk’ün emperyalizme karşı görevini yapması olarak alınmalıdır.
ÖZGÜR BİLLUR 68’e Kürtçülük Nasıl Bulaştı?
Perinçek’lerin Kürt meselesini milli bir mesele olarak
sosyalistlerin gündemine sokmasıyla, solun üzerine yapışan bu leke maalesef temizlenememiştir. Bu lekeyi atmak için
yapılması gereken şey çok basittir. Türk Solu, Atatürk
milliyetçiliği temelinde örgütlenecek ve Kürtçülük ve her türlü bölücülükle mücadelenin başına geçecektir. Türk Milleti’nin sesi olacak bir sol, emperyalizmin yaratmak istediği Kürt
“millet”ine izin vermeyecektir.
İSMAİL BOSTANCIOĞLU
68’de Sağcılar Ne Yapıyordu?
27 Mayıs sonrası dönemde gerek sendikal mücadelenin gelişmesi, gerekse Türkiye İşçi Partisi’nin kurulmasıyla sol mücadelenin tabanının genişlediğini ve yeni araçlar yaratmaya başladığını görmekteyiz. Siyasal anlamdaki bu değişiklikler, ideoloji alanına Atatürkçülükle sol mücadelenin birleşmesi olarak yansıyacaktır. Ulusal Sol mücadele Amerikan
emperyalizmine karşı tam bağımsızlık mücadelesini
yükseltirken sağcılar buna karşı mücadele etmektedir. Bu dönemde sağcılar komünizmle mücadele adı altında Atatürkçü
ve sol görüşte olan herkese karşı mücadele etmişlerdir.
ERKİN YURDAKUL TÜRKSOLU Geleneği
Türk Solu geleneğini ve liberallerde bir kâbus halini almış
değerlerini yaratan devrimci önderlerin hiçbiri bugün yaşamıyor. Daha da kötüsü onların yarattıkları veya yaratmaya çalıştıkları mücadele araçları da ortada yok. Ama açıkça görüyoruz ki, emperyalizme direnişin adı hala “çağa ayak uyduramayan Türk solculuğu”. Halkçılığın, emekçi mücadelesinin adı hâlâ Türk Solu. Bunun sebebi Türkiye coğrafyasına yönelik her sömürgecilik saldırısına karşı direnmiş bir Türk Solu geleneği yaratılmış olması. Bu gelenek, halkla birlikte hareket edebilmenin yollarını bulduğu ve belirleyici zaferler kazandığı içindir ki halk bugün
yeniden devrimci Türk Solu’nu arıyor.
KUZEY FIRAT Dünyada ve Türkiye’de 68
Avrupa’daki 68’le ülkemizdeki 68’i her ne kadar yan yana
getirmeye çalışan anlayışlar olsa da bu çabalar beyhudedir. Ve bu çabaların birçoğu Türk 68’ini, Türk Kurtuluş Savaşı’ndan, Atatürk’ten koparmak içindir. Ülkemizde 68, 50’lerin sonunda başlamıştır ve doğrudan iktidarın uygulamalarına karşıdır. 27 Mayıs öncesi Türkiye’de çok yaygın gençlik hareketleri
yaşanmıştır. Yine ülkemizde 68 devrimci gençlik eylemleri, Avrupa’dakilerden farklı olarak kendisine tarihi bir dayanak da bulur: “Türk Kurtuluş Savaşı ve Atatürk” Avrupa’da olmayan işte
böyle bir tarihi dayanaktır.
Prof. Dr. ŞENER ÜŞÜMEZSOY 68’in Anatomisi
68’de yüz binlerin yürüyüşü, 77’de milyon kişinin yürüyüşü
1 Mayıs provokasyonuyla dağıtıldıktan sonra Türkiye’deki devrimci hareket gerilemiştir. Önümüzdeki görev, Cumhuriyet yürüyüşleri sonrası ulusalcılığa karşı yapılan provokasyonların aşılması, Cumhuriyet mitinglerinde milyonlara varan kitle hareketinin doğru devrimci bir kanalda akmaya devam
etmesini sağlamaktır.
DENİZ GEZMİŞ Savunma
Bu savunma, mahkemenizde, Anayasayı tağyir, tebdil ve ilgadan yargılanan Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) savaşçılarının ortak savunmasıdır.
İçinde bulunduğumuz şartlar, geniş bir savunma yapmamızı ve şahıslarımızda zincire vurulmak istenen bilimi ve gerçekleri savunmamızı gerektiriyor.
Prof. Dr. TÜRKKAYA ATAÖV Türk Sosyalizmi
Herhangi bir ülkedeki rejim o ülkede kendinden önceki
rejimlerle karşılaştırılmalıdır. Mısır sosyalizmi Faruk
idaresinden, Castro yönetim Batista diktatörlüğünden daha olumlu rejimlerdir. Fakat kimse bu rejimlerin Norveç, İngiltere, Türkiye ya da başka bir ülkede olduğu gibi yerleşmesini
savunamaz. Her rejim kendi toprağında ve kendi şartlarına en uygun şekilde yeşerir. Türk Sosyalizmi, bu tartışmaların
sonunda ortaya çıkacaktır.
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Ortam ve Atatürkçüler
Ekonomide, yönetimin her alanında, dış ilişkilerde, kamu ve özel girişim uyumunda, gelir dağılımnda gözetilme zorunlu adalette, doğal kaynaklarımızın kullanılmasında, kalkınmada, eşitlikte, işveren-işçi-memur dengesinde, dış ülkelerle
yarışmada, yoksulluğu yenmede, güçlükleri göğüslemede, kötülükleri ve haksızlıkları önlemede, toplumsal barışı sağlayıp ulusal dayanışmayı güçlendirmede Atatürkçü Düşünce Dizgesi yolgösterici olacaktır. Türkiyemiz için başka hiçbir çözüm
gerçekçi değildir.demokrasiyi gerçekleştirecektir.
ESER ÖZALTINDERE Mustafa Kemal; Tarih Bilinci,
Ulusal İdeoloji ve Tanzimat Solcuları
Mustafa Kemal’in tarih anlayışı daha kapsayıcı, derinlikli ve kimlik ağırlıklıydı. Dolayısıyla Mustafa Kemal’in devrimci bir ruhla yeni bir ulus-devlet kurarken Genel Türk tarihi, dili ve kültürüne dayanarak oluşmasına imkan sağladığı ulusal
ideolojiden feyz alınarak ortaya konulabilecek bir sol çizgi; ulusal kimliğe dayanması ve ortaya koyduğu emperyalizm karşıtı mücadelesiyle çok daha fazla sol özellikli bir hareket
olabilirdi.
HÜSEYİN ADIGÜZEL 68: Atatürkçü Kuşak
68 kuşağı, yani Deniz ve arkadaşları, emperyalizm ile vuruşan, Türk halkının emperyalizm kıskacından kurtulması için
hayatları pahasına mücadele eden, tam bağımsız Türkiye
hayalleri içinde yaşama veda etmeyi bilen cesur ve kahraman gençlerdi. Onları iyi tanımak, mücadelelerini öğrenmek, emperyalizme karşı verilen mücadelenin boyutlarını ve
çizgisini anlamak açısından çok önemlidir. Onlar,
unutturulmaya çalışılan Atatürk devrimciliğinin son dönemdeki
en önemli temsilcileridir.
İNAN KAHRAMANOĞLU Kanaltürk Vakası
Para, makam-mevki gibi araçlarla düzen, solcuları düzen içine çekip pasifize etmiştir. Kimileri ise tümüyle karşı cephenin sözcüsü haline gelmişlerdir. Sermaye gazetelerinde solculuk yapan satılık kalemlerin en sağcı fikirlerin ateşli savunucuları olmaları bunu göstermektedir. Bugün CHP’ye oy vererek, Tuncay Özkan’ın sitesini tıklayarak, Cumhuriyet gazetesi
okuyarak vatan kurtaracağını ya da Şeriat tehlikesini bertaraf edeceğini zanneden milyonlarca ilerici insanın göremediği de budur. Sistem içi bir konumdadırlar ve sağcı sistemin bir
unsuru haline gelmişlerdir. Sağcılaşmışlardır!
İLERİ'DEN
İleri’nin yeni sayısıyla birlikte merhaba. 22 Temmuz seçiminden hemen sonra yaptığımız değerlendirmelerde, Türkiye’nin seçimlerden sonra temel sorununun “Kürt bölücülüğü” olacağı tespitini yapmıştık.
Bu tespitimizin gerekçeleri, DTP’nin Meclise grup kurarak girmesi ya da AKP’nin Kürtçü söylemlerle Güneydoğu’da neredeyse DTP kadar oy almasıyla sınırlı değildi. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında “Büyük Kürdistan”ı kurma girişimlerinde önemli bir aşamaya gelindiğini de ortaya koyuyorduk.
GÖKÇE FIRAT ABD-AKP Planı:
PKK’yı Siyasallaştırma Operasyonu
Bu dönemde ayakta kalacak tek güç ideoloji, strateji ve
politika üretecek güçtür. Bu güç ise sadece TÜRKSOLU’dur. TÜRKSOLU tutarlı antiemperyalist çizgisi ile, yalnızca PKK’ya değil Kürtçülüğe tümüyle tavrıyla, milliyetçi Atatürkçü çizgisi ile hem AKP hem de PKK ile savaşta yerini alacaktır. Türkiyemizi ne Kürt-İslamcı AKP’ye ne de solcu-Alevi numarası yapacak
PKK’ya teslim etmeyeceğiz.
İNAN KAHRAMANOĞLU Kürtçülüğe ve Amerikancılığa Karşı
Atatürkçü-Antiemperyalist Politika
PKK terörü ile mücadelenin aynı zamanda ABD ile mücadele olduğu gerçeğinin kavranması gerekmektedir. Ancak bugün gerek siyasi çevrelerde, gerekse Ordu kademesi içinde bu gerçeğin olması gerektiği şekilde kavrandığını söylemek mümkün değildir. Özellikle son sınır ötesi operasyonda ABD ile istihbarat paylaşımı adı altında sergilenen tutum Türkiye’nin terörle mücadele stratejisinin tümüyle yanlış bir eksene
kurulduğunu göstermektedir. AKP iktidarının Amerikancı
tutumunu ve PKK ile ideolojik/politik yakınlığını da işin içine
kattığımızda tehlike daha da büyümektedir.
ÖZGÜR ERDEM ABD ile Kürtler Arasındaki
Stratejik Ortaklık
Emperyalizm açısından Kürtlerin kullanılıp kenara atılacak geçici bir müttefik değil, yaklaşık 25 yıldır üzerinde çalışılan bir ajan devletin kuruluşunun temel aktörleri olduğu görülmektedir. ABD’nin Kürt kartının kazanmayacağını gördüğünde geri çektiği dönemler olmuştur, ama o karttan hiçbir zaman vaz geçmemiştir. Öyleyse Türkler, Araplar ve İranlılar ABD’nin temel stratejik müttefikinin Kürtler olduğunun bilincine
varmalıdır. Kürtlere ve Kürtlüğe karşı mücadele emperyalizme karşı mücadeledir. Emperyalizme karşı çıkmadan Kürtçülükle mücadele edilemez, Kürtçülüğe karşı çıkmayanın da
emperyalizme karşı olduğu söylenemez.
ÖZGÜR BİLLUR Türk-Amerikan İttifakı
Mümkün mü?
Emperyalistler arası çelişkiler kendi aralarındaki anlaşmalarla çözümlenebilir, ancak paylaşılacak olan coğrafyadaki milletler ve onların ulus-devletleri ile uzlaşma olmaz. Uzlaşmaz bir karşıtlık sözkonusudur. Türkiye ile ABD arasında ilişki kesin bir karşıtlık içerir. ABD ile Türkiye ilişkileri başladığından bugüne, bu karşıtlık değişmemiştir. Bu karşıtlığın son yıllarda su yüzüne çıkmasının sebebi, ABD’nin 60 yıldır Türkiye’ye yaptığı müdahalelerden sonra son vuruşu yapmaya hazırlanmasıdır. ABD, NATO konseptiyle Türkiye’yi güçsüz ve savunmasız bırakmış ve
hedefine yaklaşmıştır. Bu hedef Sevr’in uygulanmasıdır.
|
KAYA ATABERK
Türk Ordusu:
Amerikancılığa Dönüş mü?
Türk Ordusu için esas gerçeklik, onun Mustafa Kemal Atatürk tarafından emperyalizme karşı örgütlenmiş bir güç olmanın mirasını hâlâ taşımasıdır. Ancak, NATO üyeliği, Batı ittifakı, 12 Mart ve 12 Eylül dönemleri Ordu’da bir de Amerikancı inisiyatif yaratmıştır. Bugün yaşadığımız gelişmeler ise Türk Ordusu’nda son yıllarda yaşanan ulusal tepkinin tasfiyesine ve Amerikancılığın hakimiyetine işaret etmektedir. ABD
istihbaratıyla gerçekleştirilen hava harekatının yarattığı tüm sonuçlar Türk tarafının aleyhine ve Türk düşmanı cephenin
lehine işlemektedir.
İSMAİL BOSTANCIOĞLU Şeriatçıların Kürtçülüğü
Cumhuriyet döneminden itibaren Şeriatçılarla Kürtçüler bir araya gelmişlerdir. Cumhuriyet dönemiyle Türk kesim genel olarak dinsel kimliğini geriye atıp laik, milliyetçi yönelime
girerken, Şeriatçıların temel gücü Kürtler olmuştur. Kürt
kimliğinin yeni devlette yaşayamayacağını gören Kürtler de, kimliklerini koruyabilecekleri bir İslam devleti için mücadeleye girişmişlerdir. Bunun yanında Şeriatçıların Türk düşmanlığı da
onları Kürtçü yapmaktadır.
SERAP YEŞİLTUNA Atatürk ve Kürtler
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu andan itibaren, hatta öncesinde, Milli Mücadele döneminde de, Kürt bölücülüğüne karşı en güçlü direniş ve karşı koyuş “Atatürklü yıllara” denk düşer. Bölücülük, gerektiğinde ezilerek gerektiğinde de uzun vadeli milliyetçi stratejilerle yok edilmiştir. Devlet, “Kürdistan” fikrine karşı tek bir millet kimliği yaratarak üniter yapıyı, nüfusu, Türklüğü güçlendirmeye çalışmıştır. Aynı zamanda tutarlı bir ekonomik ve sosyal altyapıyla da bunu
sağlamlaştırmıştır.
YUNUS YILMAZ ABD Dostunuz Olursa;
İran Düşmanınız, PKK Kardeşiniz,
Kucağınızda da Bir Kürt Devlet Olur
ABD Yıllardır desteklediği PKK’dan Tayyip’in hatırı için vazgeçmeyecektir herhalde. Yıllar öncesinde temeli atılan bir projeyi, günü birlik bir çıkar için ABD çöpe atmaz, atamaz. Büyük Ortadoğu Projesi adı verilen bu plan, Kuzey Irak’taki Barzani ve Talabani gibi salt Kürt grupları ile başarıya
ulaşamaz. İran’da PJAK, Türkiye’de de PKK gibi Kürtleri temsil ettiğine inanılan örgütlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle ABD PKK’yı en uç sınır karakolu olarak görmektedir. Kaldı ki, PJAK,
PKK’nın İran uzantısıdır.
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Kürt Sorunu Yok
Kürt İstilası ve Bölücülüğü Var!
“PKK, artık bitti, eylemlerinden vazgeçecek” gibi, akıl ve
mantık dışı şeyler söylemek PKK’nın siyasallaşmasının
temellerini atmak demektir. Kürt bölücülüğü bitmediği
müddetçe PKK bitmez. Temel, bölücülük ve Kürt bağımsızlığıdır. PKK bu isteğin bir ürünüdür. Eylemlerinin tümü, bu isteğin
hayata geçirilmesi için yapılmaktadır. Öyle ise, PKK’nın
bittiğini söylemek, hele bunu ABD’nin yapacağına inanmak saflıktan öte bir anlam taşır. ABD, PKK’yı dün nasıl kullandıysa
bugün de kullanıyor ve yarın da kullanacaktır.
ESER ÖZALTINDERE Kürtçe Diye Bir Dil Var mı?
Kürtçe yaşayan canlı bir dil değil. Bunu sömürgeciler de, Kürtçüler de çok iyi biliyorlar. Ama diğer taraftan kukla bir
millet diline ihtiyaçları duyuyorlar. İşte o yüzden, Avrupa’daki Kürdoloji enstitülerinde yapay ve uyduruk bir Kürt dili
oluşturmaya çalıştılar. Ve bugün, bu uyduruk dili Türkiye’nin Anayasa ve devlet olanaklarıyla Kürt kökenli topluma empoze
ederek zorlama bir Kürt milleti yaratma sevdası içerisindeler.
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Hepimiz Sorumluyuz…
(10 Kasım 2007 Konuşması)
Tören Atatürkçülüğünden kurtulup O’nu anlamaya çalışmak, küreselleşme-globalleşme ve yeni liberalizm savlarıyla
kapitalist emperyalizmin BOP’la başımıza örülecek, çorabından kurtulmamızın en akılcı yöntemidir. “Çoğunluğun dili dilimiz, adı adımız” ilkesiyle benimsediğimiz ulusal yapı, Avrupalıların “Türkiyeli” diyerek çoğunluğun Türklerde olduğunu bildikleri Anadolu toplumu karakterini korumalıdır, koruyacaktır. Dinci
ödünlerin açtığı çukurlarda boğulmayacaktır.
Prof. Dr. TÜRKKAYA ATAÖV ABD Emperyalizmi
Irak’ta Çok Güç Durumda!
Uluslararası toplum Amerika’nın Irak’ta yürüttüğü savaşı hukuksallıktan ve meşruluktan yoksun görüyor. Kürenin tek süper gücü bu savaşta ve genel dış siyasasında tek başına kalma tehlikesi içindedir. Önemli ölçüde dünya kamuoyu desteğinden yoksun oluşu nedeniyle, Irak işgâlini istediği biçimde başarılı bir sona kavuşturamıyor. Temelde tek başına hareket etmesi bu devleti bir batağa sürüklemiştir. Üstesinden gelemediği koşullar daha ağırlaşmakta ve işgâlin bedeli türlü
anlamlarda artmaktadır.
Prof. Dr. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Amerikan Jeopolitiği ve Kürtler
Türkiye'nin ABD’nin gösterdiği hedefleri bombalamasıyla
birlikte PKK’nın kır kadrosu tasfiye edilirse Barzani'nin bundan kazançlı çıkacağı düşünülebilir. Ama asıl kazanç Barzani’nin Kuzey Irak’taki otoritesinin tanınması olacağıdır. Kuzey Iraktaki Kürt yapılarıyla Türkiye'deki Kürt örgütlerinin birleştirilmesi ve ortak bir yapılanmada liderliğin ortaya çıkarılması ABD’nin ana stratejilerinden biridir. Bu stratejiyi esasen İran'a ve Suriye'ye de yayan ABD, bu ülkeleri de yeniden yapılandırılmak zorunda
kalacaktır.
|
|
|
| "Menderes Gibi Geldi Menderes Gibi Gidecek" Slayt gösterisi için tıklayın) (40 MB |
Deniz Gezmiş Belgeseli (youtube-20 dakika) 1. Bölüm | 2. Bölüm |
Kürt-İslam Sentezi Slayt gösterisi için tıklayın (46 MB) |
"Hoş Gelişler Ola mp3 " indirmek için tıklayın. (732 KB)
(Sağ tıklayıp "Hedefi Farklı Kaydet..." seçin)
![]() ![]() |
|
TÜRKSOLU
internet sitesi: Milli Mücadele Derneği www.adkf.org
Site içi arama: Eski Sayılar:
Sayı: 18-19
Solculuk, Milliyetçilik, Kuvayı Milliyecilik
|